21 Haziran 2010 Pazartesi

Yalçın iyinet frmtr trkygnclr Çetinkaya webmaster seo yarışması hayatı

Yalçın Çetinkaya hayatı ( 1960)
1960 yılında doğdu. Müziğe 10 yaşında başladı. İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarı’nı bitirdi. Burada, Türk Müziği’nin yanında Batı Müziği; enstrüman olarak da Kanun; Konservatuar dışında Raffi Arslanyan’dan Klasik Gitar eğitimi aldı. Süleyman Erguner’den kısa bir süre Ney dersleri aldı.

Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İslam Felsefesi alanında yüksek lisans yaptı. Prof. Dr. Mustafa Tahralıiyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması tezi “İhvan-ı Safa’da Müzik Düşüncesi”, İnsan Yayınları tarafından yayınlandı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi müzik bölümünde bir süre araştırma görevlisi olarak çalıştı.
İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Sanatta Yeterlik/Doktora yaptı. Bu süre içinde Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda Prof. Ahmet Yürür ile “Gelekensel Müzikler-Hint Müziği”, yine aynı üniversitenin sosyoloji bölümünde Prof. Dr. Ömer Naci Soykan ile Sanat Sosyolojisi çalıştı. Merhum Bekir Sıdkı Sezgin’in “Dini Musiki”alanında öğrencisi oldu. “Mevlevilikte Müzik Felsefesi” başlıklı Sanatta Yeterlik/doktora tezi hazırladı.

Gazetecilik ve dergiciliğin yanı sıra, uzun yıllar reklam metin ve senaryo yazarlığı yaptı. “Reklamcılık ve Manipülasyon” adlı kitabı, Ağaç Yayıncılık tarafından yayınlandı. Yeni Ufuk, Aksiyon, İzlenim, Zaman, Yeni Şafak gibi yayın organlarında müzik yazıları yazdı.

Hristiyanlık ve Batı Musikisi
Aydınlanma, Batı müziğinde o dönemlere kadar hissedilir derecede var olan horizontal (yatay) hareketi, vertical (dikey) harekete dönüştürdü. Modern Batı müziği vertical hareketlerden oluşan bir müziktir. Vertical hareket sert bir hareket biçimidir ve sesleri belli kurallara göre davranmaya adeta iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması kendilerini özgürce ifade etmelerini –genellikle- engeller. Belli ses grupları içine sokarak onları sınıflandırır ve kurallarla sınırlar. Doğu ve İslam kültürlerinin müzikleri horizontal hareketlerle seyreder. Horizontal hareketler esnektir ve seslere özgürlük tanır. Bütün sesler kendi sesini seslendirir. Vertical hareketli modern Batı müziğinin sesleri ise adeta fonksiyonların ve matematiksel ilişkilerin sesidir. Batı müziği ile doğu ve İslam kültürlerinin makamsal yapıdaki müzikleri arasında bence böylesine önemli bir fark var. Batı müziği bir anlamda, alanı belirlenmiş ve özgürlüğü elinden alınmış Batılı “beşer” in dramını; Doğu ve İslam müzikleri ise, Allah’a yönelerek gerçek özgürlüğü hisseden ve yaşayan “insan” ın, tatmin olmuş nefsin huzurunu ve sadeliğini ifade eder.
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması

20 Haziran 2010 Pazar

Anap milletvekili Yusuf Bozkurt Özal hayatı

Anap milletvekili Yusuf Bozkurt Özal hayatı ( 1940)- (09.01.2001)
1940 yılında doğdu. Ilk ve orta eğitimini Malatya'da tamamladıktan sonra, elektronik ve telekominikasyon dallarında mühendislik tahsilini ve doktorasını Ingiltere'de yaptı. Washıngton'daki Iktisa'di Kalkınma Enstitüsü'nden sertifika aldı. Askerlik görevinden sonra Istanbul'da özel sektörde altı yıl süreyle üst kademede yöneticilik yapan Yusuf Bozkurt Özal, 1979 yılında ABD'ye giderek, beş yıl süreyle Dünya Bankası'nda kıdemli ekonomist ve bölüm yöneticisi olarak çalıştı. 1984 yılında Türkiye'ye dönerek, DPT Müsteşarlığına atandı. 1987 yılı sonbaharına kadar bu görevi sürdürdü. Aynı zamanda Ekonomik Işler Yüksek Koordinasyon Kurulu, Yüksek Planlama Kurulu, Para Kredi Kurulu üyelikleri yaptı. Yaklaşık üç yıl süreyle de Islam Kalkınma Bankası'nda Türkiye'yi temsilen Icra Direktörlüğü vzaifesinde bulundu. Siyasete girerek Kasım 1987'de ANAP'tan Malatya milletvekili olarak meclisi girdi. . Bu dönem içinde Dışticaret ve Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı olarak 2. Özal Hükümeti'nde görev aldı. 1989-1991 yılları arasında TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliği ve Başkanlığı görevlerinde bulundu. 1991'de yeniden ANAP'tan adaylığını koydu ve ikinci defa Malatya Milletvekili seçildi.

Mesut Yılmaz'ın Genel Başkan olmasından bir süre sonra, ANAP'tan koptu. 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümünden yaklaşık 6 ay sonra 7 Ekim 1993 tarihinde kurulan Yeni Parti'nin Genel Başkanlığına getirildi.Bu partinin genel başkanlığını yürütürken beyninde meydene gelen rahatsızlık sonucu ABD’de bir süre tedavi gördü.Daha sonra YP ile ağabeyi Korkut Özal’ın partısı DP’nin birleşmesinin ardından siyaseti bıraktı.

Yusuf Bozkurt Özal beyninde başlayan ve bütün vücuduna yayılan kanser sebebiyle 9 Ocak 2001 tarihinde Ankara’da vefat etti.Cenazesi Süleymaniye Camii’nde kılınan cenaze namazından sonra Süleymaniye Camii haziresinde gömülen annesi Hafize Özal’ın yanına defnedildi.

Dr. Yusuf Bozkurt Özal evli ve üç cocuk babasıdır.

18 Haziran 2010 Cuma

Yalçın Bayer hayatı ve hakkında söylenenler

Yalçın Bayer
HAKKINDA YAZILANLAR

Yalçın Herkes hırsız Bayer
FATİH ALTAYLI
Hürportreler Hürriyet 2002 İlavesi

Gün boyunca en az iki telefonla aynı anda konuşur, o sırada masasında çalan cep telefonuna da asistanına baktırır. Ve
her üç dakikada bir ‘‘Hırsıııııııız’’ diye bağırır.

Hırsıııııııııız.’’

130 desibellik böyle bir haykırışla günde en az 20 kere yerinizden fırladınız mı hiç?

Fırlamadıysanız, bizim Reha Erdoğan'ın neler çektiğini anlayamazsınız.

Bu nida Reha'nın içine öyle bir işledi ki, zaman zaman yataktan bile bu sesle uyanıyormuş:

‘‘Hırsıııııııııız’’

Reha'nın tek suçu, Yalçın Bayer'e oda komşusu olmaktı.

Çünkü Sevgili Bayer gün boyunca biri bir kulağında, biri diğer kulağında en az iki telefonla aynı anda konuşur, o sırada masasında çalan cep telefonuna da asistanına baktırır.

Ve her üç dakikada bir ‘‘Hırsıııııııız’’ diye bağırır.

Önceleri hepimiz koridora fırlıyor ve birisi Yalçın Abi'nin bir şeylerini çaldı diye peşinden koşmak için kaçmakta olan birilerini arıyorduk.

Ama sonradan hepimiz öğrendik ki, bu Yalçın Bayer'in doğal hali.

Adam arada bir birilerine ‘‘Hırsıııııııız’’ diye bağırmadan duramıyor.

Gerçi Yalçın Bayer'in bu seslenişi hiç sahipsiz kalmıyor ve ülkemizde Yalçın'ın her saniye bağırmasına karşılık gelecek kadar hırsız var, olan bizim ve tabii başta Reha Erdoğan'ın kulaklarına oluyor.

Reha geçen hafta Ertuğrul Özkök'e giderek ‘‘Ben bu odada oturacaksam, işgüçlüğü zammı isterim’’ dedi.

Bunun üzerine Özkök Reha'nın odasını başka yere taşıttı ama Yalçın Abi'nin yanına kimse taşınmıyor.

‘‘Hırsıııııız’’ nidalı oda bomboş duruyor.

Gerçi Yalçın Bayer o odayı pek yakında doldurur.

Çünkü Yalçın Abi aynı anda iki telefonla kunuştuğu gibi, her iki telefonda konuştuğu her şeyi bir yandan da bilgisayara aktarıyor.

Fakat eski kuşak gazetecilerden olduğu için, bütün gün bilgisayara aktardıklarını ‘‘Ne olur ne olmaz’’ diyerek işten çıkmadan önce kağıda döküyor.

Ve her gün gazeteyi basmaya harcadığımız kadar kağıdı, Yalçın'ın ‘‘Günlük notlarını kağıda aktarmak’’ için de harcıyoruz.

Ertuğrul Özkök'ün bu duruma da bir dur demesi gerekiyor aslında.

Geçenlerde Yalçın Bayer'in odasına girip, ‘‘Abi herkese hırsıııııııız diye bağırıyorsun. Bu ülkede herkes mi hırsız?’’ dedim.

Yanıtı kısa oldu:

‘‘Çorlulular ve Sosyal Demokratlar dışında evet!’’

Cumhuriyet'te gezeteciliğe başladığım günden beri tanıdığım Yalçın Bayer için aslında yazacağım çok şey var da, asistanı Mustafa'yı bir daha dövmeyeceğine dair söz verdiği için yazmıyorum.

İnsani nedenle sansür yaptım anlayacağınız...

13 Haziran 2010 Pazar

4. Mehmed hayatı




Mehmed(4.) ( 06.12.1641)- (22.12.1692)

4. Mehmed hayatı bu yazıda mevcuttur.Osmanlı sultanlarının on dokuzuncusu ve İslam halifelerinin seksen dördüncüsü.

Saltanatı: 1648-1687
Babası: Sultan İbrahim Han - Annesi: Hatice Turhan Sultan
Doğumu: 2 Ocak 1642 Vefatı: 6 Ocak 1693

Şehzadeliğinde, İmam-ı Şami Yusuf Efendi, Şami Hüseyin Efendi ve diğer kıymetli hocalardan ders alarak yetiştirildi. Babası İbrahim Han'ın asiler tarafından tahttan indirilmesi üzerine 8 Ağustos 1648'de sultan oldu. Bu sırada yedi yaşında idi. Tahsil ve talimine saltanatı zamanında da devam etti.

Sultan IV. Mehmet Han'ın çocukluğundan istifade eden devlet kademelerindeki kişiler, idarede daha çok söz sahibi olabilmek içim mücadelelere başladılar. Bu durum zaman zaman isyanların çıkmasına ve devlet işlerinin bozulmasına sebep oldu. Hazine boşaldı. 1652'de sadrazamlığa getirilen Tarhuncu Ahmet Paşa ilk olarak mali sıkıntıyı önlemek için tedbirler aldı. Ancak masrafların kısılması bazı devlet erkanının hoşuna gitmedi ve çeşitli iftiralarla Tarhuncu'yu görevden uzaklaştırdılar.

1654 senesinde Kara Murat Paşa komutasındaki Osmanlı donanması, Çanakkale boğazı çıkışında Venedik donanmasına mağlup etti. Bu sırada mali sıkıntıyı önlemek için, ayarı düşük para basılması, yeniçerilerin ayaklanmasına yol açtı. Çınar olayı ve Vaka'i vakvakiye diye bilinen hadiseler sonunda saray ağaları idam edildi (1656). Merkezdeki bu karışıklıklar Anadolu'ya ve ülkenin diğer eyaletlerine de sıçradı. Venedik karşısında donanmamız bozguna uğradı. Venedikliler Bozcaada ve Limni gibi askeri önemi fazla olan adaları kuşatarak ele geçirdiler. Padişah, bu başarısızlıklar üzerine, sadrazam Boynueğri Mehmet Paşa'nın yerine büyük yetkilerle tecrübeli vezir Köprülü Mehmet Paşa'yı tayin etti (1656).

Köprülü Mehmet Paşa'nın ilk işi İstanbul'da asayişi sağlamak oldu. Daha sonra donanmayı güçlendirerek Bozcaada ve Limni'yi geri aldı. 1658'de Erdel isyanını bastırdı ve Yanova kalesini fethetti. Ertesi yıl Anadolu'da çıkan Abaza Hasan Paşa ayaklanmasını önledi. Mehmet Paşa'nın 30 Ekim 1661'de vefatı üzerine yerine oğlu Fazıl Ahmet Paşa getirildi. 1663 yılında Avusturya seferine çıkan Ahmet Paşa, Uyvar ve Yanıkkale'yi fethetti. İki devlet arasında Vasvar antlaşması imzalandı. 1666'da girit seferine serdar tayin edildi. 1669'da Kandiye'nin zaptı ile Girit'in fethi tamamlandı. 1672'de Lehistan seferine çıkan dördüncü Mehmet Han, Belgrad'a kadar geldi. Fazıl Ahmet Paşa bu seferde Podolya ile Ukrayna'nın fethini gerçekleştirdi ve bu sefer sırasında hastalanarak vefat etti. Yerine Merzifonlu Kara Mustafa Paşa getirildi (1676).

1678'de Rus seferine serdar tayin edilen Mustafa Paşa, Çehrin kalesini geri aldı. Ertesi yıl padişah ordusunun başında bizzat ikinci sefere çıktı. Ancak Rusların barış istemeleri üzerine Bahçesaray'da antlaşma imzalandı.

IV. Mehmet devrinin en önemli syasi hadisesi Viyana kuşatmasıdır. Padişah'ın Yanıkkale ve Komarın üzerine gönderdiği ordu, serdarın isteği üzerine Viyana cihetine çevrildi. Şiddetle cereyan eden muhasara başarısızlıkla neticelendi ve Kara Mustafa Para görevinden alınarak yerine İbrahim Paşa getirildi.

Viyana bozgunundan sonra; Avusturya, Venedik, Lehistan orduları umumi hücuma geçerek Macaristan topraklarını, Budin'i, Dalmaçya kıyılarını, Patras, Korent ve İnebahtı gibi önemli kaleleri zaptettiler. Bu olaylar sırasında orduda isyanlar çıktı ve Sultan IV. Mehmet Han, 8 Kasım 1687'de tahttan indirilerek yerine kardeşi II. Süleyman getirildi. Bundan sonra Edirne'deki sarayında ikamet eden Mehmet Han, 6 Ocak 1693'te vefat etti. Cenazesi İstanbul'a nakledilerek Yeni Cami'deki annesi Turhan Valide Sultan'ın türbesine defnedildi.

Osmanlı Devleti'nde Kanuni'den sonra en fazla tahtta kalan ve 39 yıl padişah olan IV. Mehmet Han, yaratılış icabı mutedil, kadirşinas ve vefakar olup, verdiği söze sadık bir şahsiyete sahipti. Köprülü ailesinin devleti liyakatla idareleri kendisini rahat ettirmiştir. Mehmet Han ava çıkmaya, edebiyat ve tarihe meraklı olup, ilim adamlarının sohbetlerinde bulunmayı çok severdi. Beş vakit namazı cemaatle kılardı. İçkiyi yasak edip, imalathaneleri kapattıran bu sultan dine sonradan karıştırılan bütün hurafelerin kaldırılması için uğraştı. Devrinde pek çok ilim adamı ve sanatkar yetişti. IV. Mehmet devrinde inşası tamamlanıp ibadete açılan Yeni Camii, Osmanlı mimarisinin şaheserlerindendir. Yanındaki Mısır Çarşısı bu camiye vakıf olarak yapılmıştır.